Çocuk Psikoterapisi Kaygılı Çocuklar İçin Anne Baba Rehberi
Kaygılı Çocukları Anlamak
Kaygılı çocukları aileler evhamlı, vesveseli, sıkılgan, panik, sürekli mutsuz, utangaç, hassas, duyarlı olarak anlatabilirler. Bu çocuklar anne babalarına devamlı olumsuz sorular yöneltebilirler. Paramız biterse ne olur anne? Benzinimiz biterse ne olur anne? Sana bir şey olur mu anne? Gibi endişe içerikli soruları sık üretirler. Dolayısıyla anne babalar da bu sorular karşısında ne yapacaklarını bilemezler.
Daha öncesinde çocuk yetişkinin minyatür hali olarak gözlemlenirdi. Ona uygun bir yaklaşımla tedavi edilirdi. İlaç müdahalesi öncelikliydi. Çocuklar hayatı deneyimleyerek, ebeveynlerinden model alarak, gelişim aşamalarında ebeveynlerinin onlara yaklaşım tarzıyla öğrenirler. Şuan çocuk yetişkinin minyatürü olarak görülmemektedir. Annenin hamilelik süreci, doğum süreci, kardeş sırası vs. gibi etkenlerle bütüncül değerlendirilip yorum yapılmaktadır. Bu çocuğun içinde bulunduğu problemi daha özel kılmaktadır. Özel kılınan problem özel bir yaklaşım gerektirmektedir. Şu an bakış açısı çocuk bu davranışıyla bize hangi duygusal ya da gelişimsel ihtiyacını anlatıyor oldu.
Genel Kaygı Bozukluğu
Hayatın her alanına yayılmış kaygı bozukluğudur. Spesifik olarak çok tek bir alanda endişelenmez bütün alanlara karşı endişelenir. Korkak, ürkek, temkinli, yavaş hareket eden bir çocuk vardır. Genelde okul kurallarına harfiyen uyar. Hayata negatif bakma, olgun görünme, kaygılı soru işaretleri eşlik eder. Örneğin; ‘’Benzinimiz biterse ne olur anne? Paramız biterse ne olur anne? Sana bir şey olursa ben ne yaparım anne? Çocuğun aklında sürekli bir ‘’-ya treni vardır.’’ ‘’Öğretmenim ya bana kızarsa?’’ ‘’Ya arkadaşlarım benimle dalga geçerse?’’ Sanki gelecekte yaşıyordur, şimdi ve burada dan kopuktur. İlk terapist görüşmesinde bile bunu sorgular ‘’Sizce terapi işe yarayacak mı?’’ Çocuğun arka fonunda sanki korku filmi çalıyormuş gibi konuşur. İlk başta belli olmaz çocuğu tanıdıkça belli olur.
Genel Kaygı Bozukluğuna Sahip Çocukların Özellikleri
Kaygılı çocuklar detaycı konuşurlar. Eğer detay vermezse onu yanlış anlayacağınızı, yanlış teşhis koyacağınızı, yanlış tedavi edeceğinizi düşünür. Başlangıç yaşı 8.5 gibidir. Kaygılarının kendilerine yararlı olduğunu düşünürler. Kaygılanırsam çabuk önlem alırım. Kaygılanırsam motivasyonum artar. Kaygılanırsam kötü şeyleri engellerim. Kaygılanırsam problemi çözerim. Kaygılanmak beni şefkatli yardım sever biri yapar hissi yaşarlar.
Oyun Terapisinde Kaygılı Çocuklar Nasıl Görülür?
Kaygılı çocuklar kum ile fazlaca vakit geçirirler. Kum; oyun terapisinde bedeni, bedenin kontrolünü kaybetme hissiyatın anlatır. Çocuk bedeninin ve duygularının kontrolünü almak için kum ile oynar. Kale, savaş, silah, kalkan metaforu sıklıkla gözlemlenir. Çocuğun dışarının güvenli olmadığını söyleme halidir. Korkutucu, aşırı kuralcı, mükemmeliyetçi bir anne-baba görülebilir. Bebeklikte onu sakinleştirememiş bir anne olabilir (İçsel çalışan modeli). Çocuk kendini sakinleştirmeyi öğrenememiş olabilir. Çocuk aile içi şiddete tanık olmuş olabilir.
Kaygılı Çocukların Bedensel Tepkileri Nelerdir?
•Omuz ve boyun kas gerginliği sormak önemli
•Sıcak basma, yüz kızarma
•Karın ağrısı, ağız kuruluğu
•Ürperme, sık idrara çıkmak
•El ayak titremesi
•Kalp çarpıntısı, baş dönmesi
Okulda Genel Kaygı Bozukluğu Nasıl Görülür?
Öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevilen çocuklardır. Öğretmenleri sever çünkü çocuk öğretmeni kızmasın diye bütün ödevlerini zamanında teslim eder. Öğretmeni iyice dinler. Kaygı temeli vardır. Aslında gerçekten öğrenmek için öğrenmez kimi zaman. Bu sefer de çabuk unutur. Öğretmeni kızmasın ve arkadaşlarının yanında rencide okulla alakalı motivasyonu vardır. Ödevlerini zamanında teslim eder, çantasını ve giyecek kıyafetlerini akşamdan hazırlar. Bakıldığında son derece sorumluluk sahibi gibi görünür fakat ona bu sorumluluğu veren yoğun kaygısıdır. Bunun dengesini çocuğun bulması gerekmektedir. Dersleri zamanında yapar fakat ders içinde yeteri kadar girişimci değildir. Bu yönüyle ayrılabilir.
Kaygılı Çocukların Arkadaş İlişkileri Nasıldır?
Arkadaş ilişkilerinde sevilen bir çocuktur. Çünkü kaygıları arkadaşları arasında da devam etmektedir. Arkadaşlarına karşı son derece fedakardır. Bunun altında yalnız kalma, toplumdan dışlanma kaygısı yatmaktadır. Ebeveynleri hassas çocuk olarak tanımlarlar bu yüzden. Karşı tarafından duygusundan çabuk etkilenir. Örneğin bir dilenci gördüğünde üzülür. Bunu eve kadar düşünür. Soru sorar. Anne çocuk niye böyle vs gibi sorular sorabilir.
En büyük dezavantajı genelde kaygı bozukluğu diğer kaygı temelli psikopatolojileri beraberinde getirmektedir. Örneğin; ayrılma kaygısı bozukluğu, okb, performans kaygısı bozukluğu vs. Müdahale için hangisinin baskın olduğu belirlenip belki daha kolaydan başlanılabilir. Başvuru sebebine göre de değişiklik gösterebilir.
Okulda Çocuklarda Kaygıya Karşı Hangi Teknikler Uygulanabilir?
Gevşeme egzersizleri öğretilmeli Metaforlardan yararlanılabilir; Kaygı gözlüğü takınca ne oluyor? Kaygı veren durumlara karşı davranışlar karşısına yazılır ve puanlanır. Sıra sıra çocuğun yapmaması engellenebilir. Örneğin; Ödevlerini her gün kontrol ediyorsa 3 güne bire düşürülür. Çocuğun kaydını tutması yazması, ne bekliyordu? Gerçekleşti mi vs. Belirsizlikle yüzleştirmek gerekir.
Kaygılı Çocuklarla Hangi Psikoterapi Modelleri ile Çalışılır
Deneyimsel Oyun Terapisi
Kaygılı çocuklarda Deneyimsel Oyun Terapisi sık kullanılan yöntemlerden biridir. Bu terapi klinik psikologlar tarafından uygulanan; çocuğun iç dünyasını sözel anlatımdan çok yaşantı ve ilişki üzerinden ifade etmesine dayanan bir terapi yaklaşımıdır. Çocuk içinde olanları sembollerle terapiste anlatır. Örneğin sert bir babaya sahipse oyuncaklara sert davranabilir. DOT yaklaşımında oyun, çocuğun bilinçdışı çatışmalarını, duygusal ihtiyaçlarını ve bağlanma düzeyini ortaya koyduğu temel iletişim aracıdır. Bu yönlendirmesiz yöntemdir. Çocuğun deneyimine eşlik eden, travmasını ileyen, duygularını yansıtan ve güvenli bir ilişki alanı kuran bir konumdadır. Bu yüzden terapistin kurduğu ilişki çok kıymetlidir.
Kurulan terapötik ilişki, çocuğun yeniden düzenleyici bir bağlanma deneyimi yaşamasını sağlar. Aslında terapist kurulan eski ilişkileri bir bakıma düzenler. Deneyimsel oyun terapisi, özellikle travma, kaygı, davranış sorunları ve bağlanma güçlüklerinde etkilidir. Seans sırasında sembolik oyun, rol canlandırma, metafor ve duyusal deneyimler sıkça kullanılır. Terapinin amacı davranışı doğrudan değiştirmekten çok, çocuğun duygusal deneyimini dönüştürmektir yani Deneyimsel Oyun Terapisi çocuğu davranışlarından ötürü yargılamaz. Bu davranışı mesaj olarak görür. Çocuk, psikoterapi aracılığıyla bastırılmış ya da düzenlenememiş duygularını oyun odasında işlemesine yardımcı olur. Bu süreçte terapist empatik yansıtma ve duygusal eşlik yoluyla çocuğun kendisini anlamlandırmasını arttırır.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Kaygı dediğimiz şey aslında çocuğun beyninin tehlike alarmını gereğinden defalarca çalmasıdır. Biz klinisyenler yani çocuk terapistleri önce çocuğa “bu alarm ne zaman çalıyor?” onu fark ettiririz. Sonra o an aklından geçen korku düşüncelerini tutarız; çünkü çoğu zaman olaydan çok o düşünce çocuğu korkutur. Birlikte o düşünceleri sakinlemeye, gerçekçi olup olmadığını tartmayı öğretiriz. Çocuk korktuğu şeyden kaçtıkça kaygı büyür, o yüzden küçük küçük adımlarla korktuğu durumlara yaklaşmasını sağlarız. Her başardığı adımda beynine “bak oldu” mesajı gider ve alarmın sesi biraz daha kısılır. Aileye de nasıl sakin kalacaklarını ve çocuğun korkusunu büyütmeden yanında duracaklarını gösteririz. Zamanla çocuk korkusunun üstüne gidebildiğini gördükçe özgüveni artar ve kaygı hayatını yönetmek yerine o kaygıyı yönetmeyi deneyimler. Yönetmek burada doğru bir tabirdir çünkü bunun tamamıyla kesilip bitmemesi, çocuğun kaygılanmaması diye bir şey yoktur.
Aile Terapisi
Bazen çocuğun kaygıları ve korkuları aile içinde olan anlaşmazlıkların yansımasıdır. Çocuk anne babasına ben bu evde güvenli değilim diyemez. Bunu bir korku nesnesine aktarır. Palyaçolardan korkabilir, asansörden korkabilir, boğazına bir şey takılır diye korkabilir. Korkular bazen çocuğun söyleyemediklerini aileye anlatır. Bu anlatı eğer aile içindeki ilişkilerle ilgiliyse aile terapisinde ailenin problemlerini çalışması önceliklidir.