Yeme Bozuklukları
Yeme bozuklukları, yalnızca beslenme alışkanlıklarındaki düzensizlikler olarak görülmemeli; bedensel, bilişsel ve duygusal süreçlerin bütününü etkileyen ciddi ruhsal bozukluklardır. Çoğunlukla ergenlik döneminde başlar, ancak her yaşta ortaya çıkabilir. Bu bozukluklar kişinin yaşam kalitesini, fiziksel sağlığını ve sosyal işlevselliğini derinden etkileyebilir. Beden algısı, benlik saygısı, duygu düzenleme güçlükleri, mükemmeliyetçilik ve kişilerarası ilişkilerde yaşanan zorlanmalar çoğu zaman tablonun temelinde yer alır.
Yeme bozukluklarında genellikle multidisipliner bir ekiple tedavi gerekir; psikiyatrist, klinik psikolog, diyetisyen ve gerekirse dahiliye gibi diğer tıbbi branşlarla da iş birliği yapılmalıdır. Öncelik, medikal stabilizasyon ve düzenli beslenme alışkanlığının yeniden kazandırılmasıdır.
Anoreksiya Nevroza
Anoreksiya Nevroza, kişinin kilo alma korkusu ve beden algısındaki çarpıklık nedeniyle ciddi biçimde kısıtlanmış bir beslenme düzeni izlemesiyle karakterizedir. Bu durum, kişinin yaşına, boyuna ve gelişimsel dönemine göre anlamlı derecede düşük bir vücut ağırlığına yol açar.
Temel Özellikler:
Aşırı kilo alma korkusu
Beden algısında belirgin bozulma
Benlik değerinin kilo ve şekil üzerinden belirlenmesi
Kilo kaybının ciddiyetinin farkında olmama
Fiziksel sonuçlar arasında düşük tansiyon, elektrolit dengesizlikleri, adet döngüsünün durması, saç dökülmesi, osteoporoz ve kalp ritmi bozuklukları sayılabilir. Bu riskler nedeniyle Anoreksiya Nevroza, psikiyatrik bozukluklar arasında en yüksek mortalite oranına sahiptir.
Bulimia Nevroza
Bulimia Nevroza, tekrarlayan tıkınırcasına yeme ataklarının ardından ortaya çıkan telafi edici davranışlarla (kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz gibi) karakterizedir. Ataklar sırasında kısa bir zaman diliminde çok fazla yemek yenmektedir. Anoreksiya’dan farklı olarak, bu bireylerin ağırlıkları genellikle normal sınırlar içindedir.
Temel özellikler:
Kısa sürede, kontrol kaybı eşliğinde aşırı miktarda yeme
Yeme epizodlarını “durduramama” hissi
Ardından suçluluk ve telafi davranışları
Benlik değerinin büyük ölçüde kilo/şekil üzerinden belirlenmesi
Tıkınırcasına yeme ve ardından gelen boşaltıcı davranışlar bir döngü haline gelir. Bu döngü sıklıkla duygusal tetikleyicilerden ve stres faktörlerinden beslenir. Elektrolit dengesizlikleri, diş minesinde erozyon, boğaz irritasyonu, mide-barsak problemleri ve vücutta su-elektrolit kaybı en sık görülen fiziksel sonuçlardır.
Duygu düzenleme güçlüklerinin ele alınması, tetikleyici durumların tanınması, düzenli yeme planının oluşturulması ve telafi davranışlarının azaltılması tedavinin temel taşlarıdır.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu, tıkınırcasına yeme epizodlarının varlığıyla karakterizedir ancak Bulimia’dan farklı olarak telafi edici davranışlar yoktur. Bu nedenle zaman içinde kilo artışı sıktır. Obeziteyle ilişkili sağlık problemleri (hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi, metabolik sendrom vb.) sık görülür.
Temel özellikler:
Kısa sürede olağan dışı miktarda yeme
Yeme sırasında kontrol kaybı
Yeme davranışının fiziksel açlıkla ilişkili olmaması
Epizod sonrasında yoğun suçluluk, utanç ve sıkıntı
Bu bozuklukta çoğunlukla duygusal yeme döngüsü belirgindir: kişi olumsuz duyguları düzenlemek için yemek yer, yemekten sonra suçluluk duyar ve kendini kötü hissettikçe tekrar yemeğe yönelir. Terapi sürecinde duygu düzenleme becerilerinin geliştirilmesi özellikle önemlidir.
Her üç bozuklukta da ortak bazı psikolojik dinamikler bulunur:
Duygu düzenleme güçlükleri: Kişinin duygusal deneyimlerini tolere etmekte zorlanması.
Beden algısında bozulma: Kilonun ve beden şeklinin benlik değerini aşırı belirlemesi.
Mükemmeliyetçilik: Özellikle Anoreksiya’da belirgindir.
Kontrol odağı: Beslenme ve beden üzerinden kontrol sağlama girişimi.
Kişilerarası zorluklar: Sosyal çekilme, utanç, değerlendirilme korkusu.
Bu ortak temalar, terapi sürecinde kişinin temel psikolojik ihtiyaçlarını anlamak ve daha sağlıklı baş etme becerileri geliştirmek açısından önemlidir. Tedavide erken müdahale, bütüncül yaklaşım, kişinin fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını gözeten planlama hayati önem taşır. Farklı görünümler sunsalar da, temelinde duygu düzenleme ve beden algısı güçlükleri yatar. Bu nedenle psikoterapi süreci yalnızca yeme davranışlarının düzenlenmesini değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de yeniden inşa etmeyi hedefler.